Yazı Detayı
26 Şubat 2021 - Cuma 14:59
 
Usta Oyuncu Toygun Ateş İle Anılarım
Aslıhan USLU
aslihanuslu2018@gmail.com
 
 

Yıl 2010… O sıralar, size daha önce de anlattığım gibi, tiyatro dersleri alıp tiyatro oyunlarında oynuyorum. Yer, İstanbul Fatih… Oyunculuğa adım attığım ajansın çok yakınındaki bir başka grupta,  Mask- Kara Tiyatrosu’nda eğitim görüyorum. (Olur da bu yazıyı okurlarsa, evlenip kendileriyle aynı soyadını aldığım Nurhan Tanrıverdi Uslu Hanım’a ve Nazif Uslu Bey’e selam olsun…) Toygun Ateş Bey’i de orada tanımıştım. O da giriyordu bazen derslerimize; o da bizimle bilgi ve deneyimlerini paylaşıyordu; şanslıymışız… Küçük; ama birbiriyle iyi anlaşan bir gruptuk. Bu gruptan, sonraki yıllarda televizyon ve oyunculuk dünyasına adım atan arkadaşlarımız oldu. (Belki bazı sebeplerle adlarının buralarda, bu bağlamda geçmesini istemezler diye, isimlerini vermiyorum.)

Bir de seslendirme yaptığı bir stüdyo varmış Toygun Bey’in. Bir gün bizi oraya götürmüştü. “Rabarba” nedir, orada öğrenmiştim. Bize ufak bir dublaj eğitimi vermiş, denemeler yaptırmıştı. Bu işi de en az oyunculuğu sevdiğim kadar sevmiştim… Çok heyecan vericiydi. Yalnızca konuşmanız yetmiyor tabii; oyunculuk da katmalısınız sesinize; sesinizle “yaşamalısınız” o rolü…

 Sonra, nasıl oldu hatırlamıyorum, kendisi beni yetenekli mi buldu; yoksa bu işe çok hevesli olduğumu mu gördü; ben bu seslendirme derslerine devam ettim bireysel olarak. (Belki söylemişimdir, ben yakın zamanda bir rahatsızlık geçirdim ve gördüğüm “elektroşokvari” tedaviden dolayı geçmişimdeki bazı ufak tefek detayları unuttum. Belki bundandır bu detaylara vakıf olmayışım da…) Bu süreçte; genç kadın, yaşlı kadın ve çocuk rollerinde seslendirme “denemeleri” yaptım. Bunlar yayınlandı mı; yoksa yalnızca deneme olarak mı kaldı, bilmiyorum… (Neden sormamıştım ki bu önemli noktayı???)

Hatta “Baybars” diye bir dizi vardı; o da seslendirilmekteydi… Bazı günler, kendilerine televizyondan aşina olduğum oyuncular stüdyoya gelip gidiyordu dublaj yapmak için. Korkunç sıcak yaz günleriydi ve benim gene bir sürü uğraşı aynı anda yürütmek için oradan oraya koşturduğum bir dönemdi.

Seslendirmeye çalıştığım çocuk rollerinden birini hatırlıyorum: Hasta ve/ veya yaralı bir çocuktu. Filmi (ya da diziyi) takip edip bana direktif veren Toygun Hoca’nın, camekanlı bölümden bana yaptığı her el işaretinde ben “Ah!”, “Of!” falan gibi nidalar çıkarıyordum; ama gülmemek için de kendimi zor tutuyordum. O halimiz gözümün önünden gitmiyor.

Neden fotoğraf, video vesaire çekmemişiz o anlarda, diye düşünerek çok üzülüyorum şimdi. Eh, o zamanlar “akıllı telefon kültür(s)ü(zlüğü)” yoktu bu kadar. Hatta benim akıllı telefon kullanmaya başlamam da çok eskiye dayanmıyor; o zamanlar sahip değildim herhalde öyle bir telefona. Neyse ki bazı karelerimiz var arkadaşlarla. Kurs sonu oyunumuzdan falan kalan… Ama Toygun Bey’le yok, ne acıdır… Akıl edememişiz…

Ben bu dublaj eğitimi ve denemelerine, yanılmıyorsam üç dört hafta kadar, devam ettim. O ofiste bir karı koca ve teknik ekipte de birkaç genç bulunuyordu. Sonra o hanım ve beyle Toygun Ateş arasında, ne olduğunu bilmediğim bir anlaşmazlık çıktı ve Toygun Bey’in o stüdyodan ayrılmasıyla benim de dublaj hikayem sonlanmış oldu. (Bende de ne şans varmış; bir, televizyona geçmek üzereyken eğitmenim ortadan kaybolur; bir, Toygun Ateş gibi bir ustadan ders alırken ofissiz kalırız!..)

 Sonraki yıllarda da böyle bir fırsat bulamadım. Bir beş sene kadar daha, İstanbul’daki çeşitli gruplarla tiyatro yaptım; ama karşıma seslendirme yapma fırsatı, belki de beni bu konuda Toygun Bey gibi cesaretlendiren biri çıkmadı.

Toygun Bey, “Seninle tiyatro yapmayı da düşünüyorum” deyip ikimizin de rol alacağımız bir oyundan bahsettiyse de benim için düşündüğü rol, bana göre, “aykırı” bir roldü ve ben kabul edemedim bunu…

Bir de güzeller güzeli kızı vardı (Gökşen Hanım), o da bir gün stüdyoya gelmiş ve bazı roller seslendirmişti. Benim de onlarla böyle anılarım oldu…

İşte bu usta oyuncu, geçtiğimiz günlerde, günümüzün vebası korona virüsten hayatını kaybetti maalesef. Üstelik tam da benim babamın vefatının birinci yıl dönümü olan 19 Şubat 2021’de… Bu 19 Şubat tarihi, hiç unutmayacağım bir tarih olacak bu iki kayıptan ötürü.

Ölüm, sözün bittiği yer… Toygun Ateş’in ailesine, sevenlerine baş sağlığı, kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Burada üzerinde durulması ve tartışılması, araştırılması gereken iki nokta var bence: Birincisi, Toygun Bey’in hastane odasındaki o üzücü fotoğrafının gazetecilikle ne kadar bağdaştığı; diğeri ise Gökşen Hanım’ın, “Sette korona virüs testi yapılmıyordu” iddiası…

 
Etiketler: Usta, Oyuncu, Toygun, Ateş, İle, Anılarım,
Yorumlar
Öne Çıkanlar
Ulusal Gazeteler
Gebze nöbetçi eczaneleri
Anketler
Sizce Gebze Büyükşehirli İl Olmalı Mı?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Beşiktaş
71
0
6
5
22
33
2
Fenerbahçe
66
0
7
6
20
33
3
Galatasaray
65
0
8
5
20
33
4
Trabzonspor
59
0
7
11
16
34
5
Alanyaspor
52
0
12
7
15
34
6
Hatayspor
50
0
11
8
14
33
7
Gaziantep FK
50
0
8
11
13
32
8
Sivasspor
50
0
7
14
12
33
9
Fatih Karagümrük
49
0
10
10
13
33
10
Göztepe
46
0
12
10
12
34
11
Antalyaspor
42
0
10
15
9
34
12
Konyaspor
41
0
12
11
10
33
13
Çaykur Rizespor
39
0
12
12
9
33
14
Yeni Malatyaspor
37
0
12
13
8
33
15
MKE Ankaragücü
37
0
16
7
10
33
16
Kasımpaşa
36
0
15
9
9
33
17
Kayserispor
34
0
15
10
8
33
18
Başakşehir FK
33
0
15
9
8
32
19
BB Erzurumspor
31
0
17
10
7
34
20
Gençlerbirliği
31
0
18
7
8
33
21
Denizlispor
26
0
19
8
6
33
Arşiv
Haber Yazılımı